yuksek sesle soyleyin

Sus demenin bir kural olduğu bir sessizce öğrenme toplumuna mensubuz. Bir üniversite kütüphanesinde bir kitap düşürdüğünüz zaman insanlar bomba diye ayağa fırlarlar.

Bunu insan seslerinin dalga gibi yükseldiği bir hahamın çalışma odasında karşılaştığınız durum ile kıyaslayın. Buna alışkın olmayanlar daima "İnsanlar bu gürültüde ne öğrenebilirler?" diye sorarlar.

Bu bir alışkanlıktır. Kasabada yaşayan bir insan şehirde fazla gürültü yüzünden uyumakta zorlanır. Şehirde yaşayan insan ise, şehir dışında bir yerde uyumakta zorluk çeker. Çünkü sessizlik onun zihnini gerer.

"Arihat sfatayim" tümcesinin anlamı: "Bunu dudaklarında belirt" tir. Biraz daha açıklık ve bilgelik kazanmak istiyorsan yüksek sesle söyle ve konuş.

Bazen yolda, bir insanın yürürken kendi kendine konuştuğunu görürsünüz. Bunu kendiniz yaptığınızı hatırlar mısınız? Neden? Nerede? Bu çok güçlü bir konsantre olma tekniğidir.

Herkesin bir mantrası vardır. Mantra sizin kendinize has müziğiniz ve bağımsız hayat keyfinizdir. Özellikle öğrenmek için sizi öğrenmeye daha fazla iten bir müzik ritminiz vardır. Eğer yeteri kadar uzun çalışmış iseniz, bu ahenk ve ritmi yakalarsınız. Bu sizi harekete geçiren çok büyük bir yardımcıdır. Ahenkle ve uyumla başlayın.

Bir şey okuyup ta, kendinizi okuduğunuz şeye odaklayamıyorsanız, yavaşça ve yüksek sesle okumayı deneyin. Göreceksiniz ki, okuduğunuz şey ile bağlantı kurabileceksiniz. Basit bir gazeteyi yüksek sesle okurken daha üst düzeyde anlayacak ve okuduğunuzu daha sonra hatırlayabileceksiniz. Başta belki kendinizi aptalca hissedebilirsiniz, ancak sonuçta bunu alt edip karşılığını alacaksınız.

YAŞAMINIZIN ESASLARINI RAHATÇA İFADE EDİN

Bir an düşünün ve kendinize ne için yaşadığınızı sorun.

Şimdi cevabı yüksek bir sesle verin.

Aradaki farka dikkat edin. İnançlarımız hakkında yüksek sesle konuşursak, bu bize ilham verir, bu inançlar kulaklarımızda çınlar ve iç içe girer.

Hepimiz mutlu, başarılı olmak ve potansiyelimizi kullanmak isteriz. Bu yönümüzü hiç israf etmek istemeyiz. Ayrıca, hepimiz müşfik, sevecen ve yakın olmak isteriz. Bütün bunları insanlık, kendimiz ve sevenlerimiz için isteriz.

Eğer bunlar gerçek ise yüksek sesle "Ben büyük bir insan olmak istiyorum." Bunu bir teyp kasetine ve kendinize tekrarlayın. Bu konuda samimi ve gerçekçi olup olmadığınızı ortaya çıkarın. Kelimeler, burada kurşun gibidir. Çünkü kişinin ne düşündüğü daha net bir şekilde ifade ediliyor. İnsanın ağzından çıkan kelimeler, onun varlığı, bedeni ve ruhunun bir karışımını ifade eder. Eğer herhangi bir kavram ve konu biraz zor ve karmaşık ise, onu tanımlayın ve açıkça ifade edin. Açıklığı yakalarsınız. Düşüncelerimizde bir rüzgarı yakalarız. Şayet düşüncelerimizi zihnimize kilitlersek, bu rüzgârı yakalayıp aklımıza yerleştiremeyiz.

Düşündüğünüzü, öğrendiğinizi ve yaşam hakkındaki her şeyi ifade etmeye çalışın. Zihninizin bir bölümünde yatmasına izin vermeyin. Bilgilerinizi kararlılığa ve çözüme ulaştırın. Bilgiyi kullanmaz ve dışa vurmazsanız, anlamsız ve faydasızdır.

Konuşma yeteneği insanın eşsiz bir yönüdür. Bir kişiye fiziksel gerçeklerden ruhsal gerçeklere dönüşümü açıklamak isterseniz, konuşma yeteneği doğru metottur.

Bir konu veya problem ile uğraşırken sesinizi kullanın. Bu sizi belki belirsizliğe ve tuhaflığa sarılmaya zorlar. Zihninizdeki bir düşünceyi dile getirmeniz sizi teoriden pratiğe geçirir. Bunu yüksek sesle söylediğiniz zaman düşünce, taşlara kazınmış gibi olur.

İnsan ruhu gelişme ister. Ancak bedenimiz her zaman geri kalmaktadır. Görüş ve fikirlerinizi ikna edici bir şekilde ifade ettiğinizde fikirleriniz bedeninize nüfuz eder. Düşündüklerimizin arkasında olmaktan ziyade söylediklerimizin arkasında olmanın sorumluluğunu hissederiz.

İfade, bedeninizin isteklerini ayıran bir köprü gibidir ve ayrıca ruhunuzdaki yüce kavramları da birbirinden ayırır.

Sinagog yaşamında bunun pratik uygulaması mevcuttur. "Amida" duası ayakta ve sessiz okunan bir dua olmasına rağmen insanların dudakları oynar. Ayrıca Kipur günü okunan "Viduy"-günahları itirafı- da bu şekilde kendinizin duyabileceği bir sesle okunur.

DİYALOG KURUN

Kesin bir karar verdiğinizi düşünün ve buna direndiğinizi öngörün. Kendinize konuşun ve meydan okuyup kendinizi mücadeleye davet edin. Şeytanın avukatı ile oyun oynamayın.

"Projem hakkında daha ileride çalışacağım."

"Sana inanmıyorum. Beni ikna et. Bunu en son söylediğin zaman projeyi tamamlamamıştın."

"Bundan dolayı çok yorgunum."

"Mazeretlere bir son ver ve aralıksız bir şekilde projeyi aksatmadan tamamla."

Kendinizi kelimelerle dürtün. Bazı sabahlar canınız yataktan kalkmak istemediği zaman kendi kendinize:

"Hadi bakalım ayaklarını yere bas. Bu seni incitmeyecektir." Duygularınız yok olmuşsa kendinizi buna itin. Biraz sinirliyseniz içinizdeki öfkeli kişiyi yatıştırın. Şikayet ediyorsanız acınızı kolaylaştırın. Hangi metod tutuyorsa onu uygulayın.

Kendinize ne yapıp yapmayacağınızı söyleyin. "Ben yokuş aşağı kayacağım