Amerika'da Yahudi YaşamıAmerika Yahudilerini en son 19. yüzyılın başında bırakmıştık. O zaman sayıları yalnızca 6.000 civarındaydı. Amerika'da "fazla Yahudi" olmadığınız sürece özgürlük olduğu düşüncesi Yahudilerin çoğunu oradan uzak tutmuştu.

Bu durum 1830'larda Alman Yahudileri gelmeye başlayınca değişti.

Alman Yahudileri "fazla Yahudi" değildi. Ya geleneksel Yahudiliğin temel ilkelerini bırakmış Reformcu Yahudilerden, ya da Yahudiliği bütünüyle bırakmış "aydınlanmış" laik Yahudilerden oluşuyorlardı.

 1850'de Amerika'da yaşayan 17.000 kadar Yahudi vardı. 1880 yılına geldiğimizde ise 270.000.

Bu Yahudilerin çoğu, o zaman Yahudi nüfusu 180.000 olan New York bölgesine yerleşmişti. Bu rakam kısa zamanda 1.8 milyona çıkacaktı.

New York City'deki Yahudi mahallesi Manhattan'ın Doğu Yakası idi. Kısa zamanda başarıya ulaşanlar Yukarı Doğu Yakası'na taşındı. Bu Yahudiler Yeni Dünya'da dikkat çekici bir şekilde başarılı oldu. Hızla zengin olanlar arasında bazı ünlü isimler:

- Marcus Goldman, Golman, Sacsh & Co.'nun kurucusu

- Charles Bloomingdale, Bloomingdale mağazalarının kurucusu

- Henry, Emanuel ve Mayer Lehman, Lehman Brothers'ın kurucuları

- Abraham Kuhn ve Solomon Loev, Kugn, Loev ve Co. bankacılık şirketinin kurucuları

- Jacob Schiff, Loeb'in damadı ve önde gelen Amerikalı finansmancı

- Joseph Seligman, seyyar satıcı olarak başladı sonra Amerika'nın en önemli bankerlerinden biri oldu.

Bunlar ünlü isimlerden sadece birkaçı. Daha birçok başkası vardı.

AMERİKAN REFORM HAREKETİ

New York'un Alman Yahudileri dünyanın en büyük Reform sinagogunu kurdu: Yukarı Doğu Yakası'ndaki Temple Emanuel ve birçok başkası. 1880 yılına geldiğimizde Amerika'da 200 kadar sinagog vardı. Bunların çoğunluğu (%90) Reform sinagogdu çünkü Amerika'ya gelen Yahudiler öyleydi.

Bu göçle Reform Hareketi'nin odağı Almanya'dan Birleşik Devletler'e taşındı. Amerika'da Reform Hareketi, Alman kökeninin geleneğine göre sürdü ve ideolojisini 1885 yılında bir Pittsburgh konvansiyonunda hazırlanan ve benimsenen ünlü "Pittsburgh Platform"unda belirtti:

- "Moşe kanunlarını Yahudilerin Filistin'deki milli yaşamı sırasındaki misyonu için bir eğitim sistemi olarak görüyor, bugün yalnızca ahlak kurallarını bağlayıcı olarak kabul ediyor, sadece yaşamlarımızı yücelten ve kutsayan törenleri muhafaza ediyor, çağdaş medeniyetin görüş ve alışkanlıklarına uygun olmayanları reddediyoruz...

- "Perhiz (kaşerut), dini saflık ve kıyafet gibi Moşe ve rabinik kanunlarının tümünü şimdiki zihinsel ve tinsel durumumuza tamamıyla yabancı fikirlerden doğmuş olarak görüyoruz...

- "Kendimizi artık bir ulus olarak değil, dini bir cemaat olarak görüyor, dolayısıyla ne Filistin'e geri dönmeyi, ne Aaron oğulları olarak kurbansal bir ibadeti, ne de Yahudi devleti ile ilgili kanunların herhangi birinin yeniden eski konumuna gelmesini bekliyoruz...

Amerikan Reform Hareketi'ni Yahudilerin 2.000 yıllık Yisrael toprağına geri dönüş özleminden ayıran (Alman Reform Hareketi tarafından benimsenen ideolojiyi taklit eden) bu son beyan, ilk Amerikan Refaorm Yahudilerinin neden Siyonist Hareketi ve İsrail Devleti'nin kuruluşunu desteklemediğini açıklar.

HEBREW UNION COLLEGE
Amerikan Reform Hareketi'nin kurucu babası Isaac Meyer Wise (1819-1900) idi. Wise,1875 yılında Cincinnati, Ohio'da açılan Hebrew Union College'in (İbrani Birliği Koleji) kurucusu ve ilk başkanı olan Alman Yahudisi bir göçmendi. Bu okul ilk Amerikan rabinik fakültesi olup alışılmamış liberal standartlara sahipti. Joseph Telushkin Jewish Literacy (Yahudi Okur Yazarlığı) adlı eserinde şöyle yazar (sh.393):
"Reform hahamlığını ayrı kılan bir nokta... rabi'lerine herhangi bir dini standart dayatmayı reddetmesidir. Bu birçok bakımdan Reform'un özgür araştırmaya olan tarihi bağlılığının bir devamıdır. Bugün bir kadın veya erkek rabi'nin, Reform rabi'lerinin resmi organı olan Central Conference of American Rabbis'den atılmasına neden olacak hiçbir dini eylem yoktur."

1883 yılında Hebrew Union College'in ilk mezunları diplomalarını almaya hazırlanırken fakülte büyük bir ziyafet düzenledi.

Katılanlar arasında daha gelenekçi olanlar birbiri ardına sunulan trefa yiyecekler karşısında dehşete düştü: istiridye, yengeç, karides, kurbağa bacağı ve et tabağının ardından gelen dondurma.

Bu "trefa ziyafet" Reform'un fazla ileri gittiğini düşünen ama Ortodoks olmak istemeyen daha geleneksel Yahudilerin başka bir alternatif aramaya itti ve Yahudiliğin içerisinde başka bir hareketin kurulmasına yok açtı.

KONSERVATİF HAREKET

Reform Hareketi'nin ideolojisini beğenmeyen gelenekçi Yahudiler 1886 yılında Hebrew Union College'e bir alternatif kurdu. Adı Jewish Theological Seminary (Yahudi Teoloji Fakültesi) idi ve yeni, öz-Amerikan, Konservatif Hareket'in kalesi haline geldi.

Jewish Theological Seminary'nin başı, Solomon Schechter (1850-1915) adlı Cambridge, İngiltere'den saygın bir Yahudi bilgindi. Yeni hareketin ideolojisinin şekillenmesine yardım etti. Solomon Schechter "The Catholic Israel" adlı eserinde ideolojiyi şöyle açıkladı. (Eseri için kötü bir isim seçmişti. "Katolik" ile kastettiği "everensel" idi.)

"Yahudi için ilksel öneme sahip olan sadece açıklanan Tora değil, tarihte tekrarlandığı şekliyle Tora'dır. Başka bir deyişle, gelenek tarafından yorumlandığı şekliyle. Bu gelenek kavramının başka bir sonucu, uygulamanın gerçek kuralını oluşturan kutsal yazılar ya da ilkel Yahudilik değil, genel gelenektir. Mevcut kurumlarla uyum halinde değişiklik ve yenilik yapma özgürlüğü, her nesilde büyük öğretmenlere verilmiştir. Dolayısıyla Moşe kanunlarına dönüş yasa dışı, zararlı ve imkansız olacaktır."

Konservatif Hareket, Reform Hareketi'nin Yahudileri uygulama ve geleneklerden ayrıma politikasıyla aynı fikirde olmamakla birlikte, Schechter'in sözleri ve Konservatif Hareket'in felsefesi, Ortodoksların Yahudi kanununun yorumlanmasına ve uygulanmasına yönelik geleneksel tutumundan radikal bir şekilde ayrılıyordu.

Yahudi inancının geleneksel sütunlarından biri, Sinay Dağı'ndaki ulusal vahye daha yakın zamanda yaşamış olan rabi'lerin Yahudi kanunu ve uygulamalarını daha açık ve daha iyi bir şekilde anladığı idi. Daha sonraki nesillerin rabi'leri büyük bilginler oldukları halde bu ilk bilginler kadar açıklığa, dolayısıyla Yahudi kanununu yorumlama ve uygulamada aynı otoriteye sahip değil değildi. Daha basit bir şekilde anlatmak gerekirse, modern rabi'ler, Talmud zamanlarında yaşamış olan rabi'lerin kararlarını bozamaz ya da bir kenara atamaz.

Konservatif Hareket bu prensibi bir yana attı ve Yahudi kanunu modernliğe aykırıymış gibi hareket etti. Çağdaş rabi'ler zamanın ruhuna uyarak bir kanunu kaldırabilir ya da değiştirebilirdi. Felsefedeki bu değişim kulağa küçük gelse bile, sonuçları önemli oldu. Konservatif Hareket'in resmi politikası emirlere uymayı savunuyordu ama Konservatiflerin çoğunluğu kaşerut kuralları ve Şabat'a uymak gibi en temel emirlere bile itaat etmiyordu.

Başka bir deyişle Konservatif Hareket'in ideolojisi Tora'yı Tanrı'nın sözü olarak kabul ediyor ama Tanrı'nın sözünün yorumlanmasını Moşe'den bu yana geldiği şekliyle kabul etmiyordu.

BÜYÜK GÖÇLER

Yüzyılın sonuna doğru Doğu Avrupa'dan büyük göçler başladığında Amerikan Yahudiliğinin çoğunluğunun tinsel durumu buydu, yani 1830'larda göç etmiş olan Alman Yahudilerinin tanımladığı gibi.

Amerika'da bu zaman döneminde kaç Yahudi geldi?

Daha önceki bölümde belirttiğimiz gibi 1881 ile 1914 yılları arasında, her yıl 50.000 kadar, toplamda da 2.5 milyon Yahudi Doğru Avrupa'yı terk etti ve bunların çoğu Amerika'ya gitti.

Bu Yahudiler yoksulların en yoksullarıydı. Amerika'ya gitmekle kaybedecekleri bir şey yoktu (Yahudilikleri hariç).

Ne yazık ki olan buydu. Aralarında büyük rabi'ler göç etmemişti. Amerikanlaşmış Alman Yahudilerinin baskısına karşı koyabilecek öğretmenleri ve dini liderleri olmayan bu zavallı Doğu Avrupa Yahudileri hızla asimile oldu.

Yeşiva eğitimi almış geleneksel Yahudiler bu büyük göçlerle gelmedi. Rabi'lerin çoğu, Amerika'nın Altın Ekonomik Fırsatlar Ülkesi maskesi altında Altın Asimilasyon Ülkesi olduğundan korkarak göçe karşı vaazlarda bulundu.

Amerika'ya göç eden kitle için en büyük sınav Şabat'tı. Amerika 18. Yüzyılın sonu ve 19. Yüzyılın başlarında haftada altı gün çalışıyor, Pazar günü ise dinleniyordu. Yeni göç edenler çoğunlukla giyim sektöründe iş buluyor ve bu da minimal ücret ile ağır şartlar altında çalışmayı gerektiriyordu.

Bu şartlar altında Cumartesi günü işi kapatmak ve Şabat'ı korumak söz konusu bile değildi. Diğer taraftan Şabat yüzüden işten atıldıysanız yenisini de bulmanız hiç kolay olmayacaktı. Sonuç ise çok büyük bir kitle Şabat'a ve ardından sırasıyla birçok mitsvayı da korumayı bırakarak asimile olma yoluna girdiler.

Arthur Hertzberg The Jews of Amerika (Amerika Yahudileri) adlı eserinde şöyle yazar (sh.157):

"1893 yılında Avrupa rabi'leri arasında en saygın olanı Israel Meir Ha-Kohen (daha çok Hafets Hayim olarak bilinir) vaazdan da öteye gitti; Amerika'ya kitle göçüne karşı çıktı. Bu göçün artık durdurulamayacağını biliyordu ama Birleşik Devletler'de ekonomik başarıya Rusya'da zulmü tercih eden rabi'lerin görüşlerine kulak asanlara yöneldi... "Bu görüşler öylesine sabitleşti ki, Avrupa'da durumun her ekonomik sınıftan bütün Yahudiler için kötüye gittiği savaşlar arası dönemde bile, Avrupa'nın Ortodoks liderleri fikir değiştirmedi."

YORGUN VE YOKSUL

Alman Yahudilerinin büyük kısmı Amerika'da kolayca başarıya ulaştığı halde büyük göçlerle gelen Doğu Avrupa Yahudileri için hayat çok daha zordu. Örneğin 1900'lerde Manhattan'ın Aşağı Doğu Yakası'nda 6.000 ucuz apartman dairesinde 64.000 ailenin yaşadığını görürüz.

Bu yoksul, Yidiş konuşan, dindar Yahudiler, onlardan önce gelen ve artık Amerikanlaşmış olan Alman Yahudilerinin gözüne fena batıyordu. Dolayısıyla Alman Yahudileri, Rus Yahudilerinin kültürlerini en kısa zamanda bozmaya girişti ve bu davaya büyük yatırımlar yaptı.

Asıl korkuları Antisemitizm idi. Bu korku gerçekti çünkü Amerika'daki dini hoşgörüye karşın Antisemitizm Yeni Dünya'da canlı ve başarılıydı. Pogromlar yoktu ama sosyal tecrit ve başta türde ayrımcılık vardı.

Örneğin 1843 yılında bir düzine kadar genç adam Old Fellows Lodge'a üyelik için başvurdu ama Yahudi oldukları için reddedildiler. (Kendi kulüplerini kurdular ve adına Bene Berit Bağımsız Teşkilatı dediler.)

Başka bir örnek: Tanınmış bir banker olan Joseph Seligman'ın 1869 yılında Saragosa Springs, New York'ta varlıklı kişilerin kaldığı yazlık bir otelde kalmak üzere yaptığı talep reddedilir: ne kadar ünlü ve zengin de olsa, Yahudi'dir.

Başarılı bir Yahudi, Yahudi olmayan Amerikalılarla haşır neşir olacak kadar iyi bulunmuyorsa, yıkanamayan göçmen kitlelerine ne gözle bakıldığını hayal edebilirsiniz. Henry Adams (John Quincy Adams'ın soyundan gelen) 1894 yılında Amerika'ya "sağlıksız unsurların" kabulünü kısıtlamak üzere Göç Kısıtlama Cemiyeti'ni kurdu.

Yahudiler bu unsurlar arasında en başta geliyordu. Ünlü kitabı The Education of Henry Adams'da (Henry Adams'ın Eğitimi) Amerika'dan uzak tutmaya çalıştıkları hakkında yazdı.

"Gümrük memurlarına acayip bir Yidiş hırlayan, Varşova veya Krakova'dan yeni gelmiş bir Polonya Yahudisi, hâlâ getto kokan sinsi bir Yaakov veya Yitshak değil..."

Davası çok sayıda destekçi buldu ama kazanmadı. Aksine, 1906 yılında Theodore Roosewelt A.B. bakanlar kurulunda ticaret ve çalışma sekreteri olarak görev görecek (sorumluluk alanı göç idi) ilk Yahudi olarak Oscar Straus'u atadığında, kaybettiği bile söylenebilirAncak 20. yüzyılda Antisemitizm'in çirkin yüzünü ortaya çıkaran faktörleri incelediğimizde göreceğimiz gibi, Antisemitler kolay vazgeçmedi.