Lütfen Peraşa Kağıtlarını Dua Sırasında Okumayınız

               Bu Hafta İçin Saatler              

6 Tişri

Gelecek Hafta İçin Saatler

Şabat

Başlangıç

Bitiş

5773

Şabat

Başlangıç

Bitiş

Yeruşalayim

6:01

7:11

-----

Yeruşalayim

4:52

6:04

Tel Aviv

6:16

7:13

  22 Eylül

Tel Aviv

5:10

6:06

İstanbul

6:50

7:30

2012

İstanbul

6:38

7:18

V A Y E L E H

 Hatırlatmalar:

ü  Şabat Şuva

ü  26 Eylül Çarşamba: Yom Kipur
1 Ekim Pazartesi: Sukot I

ü  2 Ekim Salı: Sukot II (Diaspora'da Yom Tov)

 

 

Bu HP .....'nin aziz ruhuna ithaf edilmiştir.

 

Peraşa Özeti (Devarim 30:1-30)

[www.chabad.org]

 

Vayeleh ("gitti") peraşası, Moşe'nin dünyevi yaşamının son günlerini anlatır. "Bugün yüz yirmi yaşındayım" der halka, "artık çıkıp gelemeyeceğim". Liderliği Yeoşua'ya devreder ve daha sonradan güvenli bir şekilde Aron Aberit'te saklamaları için Leviler'e vereceği Tora rulolarını yazar (ya da yazmayı tamamlar).

DEVAR TORA

[Rabi Dr. Jonathan Sacks]

Geri Dönüş

Kipur gününde okuduğumuz peraşa, Aaron'un iki büyük oğlu Nadav ve Aviu'nun günahlarının ardından Tanrı'nın verdiği talimatlardan söz eder. Nadav ve Aviu'nun günahı, Mişkan'ın en kutsal yeri olan Kodeş Akodaşim'e yabancı bir ateş - ketoret (tütsü) - getirmekle ilgiliydi.

Her şeyden önce Aaron'un iki oğlu olan Nadav ve Aviu'nun günahkâr olduklarını nasıl düşünebiliriz? Midraş Moşe'nin Aaron'a şunları söylediğini anlatır: "Kardeşim Aaron, Mişkan'ın, Tanrı'ya yakın olan ve Tanrı tarafından sevilen kişiler tarafından kutsanacağını biliyordum. Şimdi onların - Nadav ve Aviu'nun - ikimizden de daha yüce olduklarını görüyorum." Eğer Moşe onların kendisinden ve Aaron'dan daha yüce olduklarını hissettiyse, onları nasıl günahkâr olarak adlandırabiliriz?

Ölümcül Coşku

Açıklama olarak Aaron'un iki oğlunun kelimenin tam anlamı ile "günah" işlemedikleri söylenebilir. Onların "günahları", Tanrı'ya bağlanma arzularının ölecek kadar yoğun bir şekilde artmasına izin vermeleriydi. Bedenleri artık ruhlarını taşıyamıyordu. Bu nedenle, Tora şöyle der: "Tanrı'ya bu kadar büyük bir tutku ile yaklaştıkları için öldüler." Ve bu bir suç sayılmaktadır! Zira ruh en yüksek coşku noktasına geldiği sırada bir Yahudi'nin maddi meselelerden kendini tecrit etmesi gerekmesine rağmen, yine de bu deneyim sonrasında ruhun fiziksel dünya sınırları içinde yapması gerektiği işe - "dünyaya" - geri dönmesi gerekir.

Talmud'da bu kavramı ifade eden meşhur bir anlatım vardır. "Dört kişi ‘Bahçe'ye' (İbranice Pardes; Tora'nın en gizemli sırlarını belirtir) girmiştir: Ben Azay, Ben Zoma, Aher ve Rabi Akiva. Ben Azay baktı ve öldü. Ben Zoma baktı ve çıldırdı. Aher inkârcı oldu. Rabi Akiva "selametle girdi ve selametle çıktı."

İlk bakışta Rabi Akiva ile diğer üçü arasındaki en önemli fark "Bahçeden" nasıl çıktığı konusunda olmalıdır - o çıkabilmiş, diğerleri ise kötü etkilenmiştir. Öyleyse Talmud neden onun "selametle girdiğini" de vurgulamaktadır?

Ancak gerçek şu ki, bu dört kişinin her birinin çıkış şeklini tespit eden, aslında giriş şekliydi. Ben Azay dönüşü değil, coşkuyu arayarak girmişti. Bu nedenle, baktı ve öldü. Bu da Nadav ve Aviu'nun durumuna benzer.

Ama Rabi Akiva "selametle" ya da "barış içinde" girmiştir. İlahi iradeye riayet ederek ve daha yüksek ile daha alçak dünyaları birleştirme amacıyla girmiştir. İşte bu nedenle de selametle dışarı çıkmıştır. Geri dönme niyeti, ulvi coşkuya giden yolun başından beri belirgindi.

İşte Aaron da Yom Kipur'da, Kodeş Akodaşim'e korku, itaat ve özveri ile girmeliydi. Ve bu şekilde "kendisi ve ailesi adına kefaret sağlayabilecek" ve halkın rızkı için dua edebilecekti. Her ikisi de bütün dünyayı ilgilendiren eylemlerdi.

Deneyimi Faaliyete Geçirmek

Tora'da anlatılan her olay, sadece birkaç seçkin kişi için değil, her Yahudi için geçerli olan dersler verir. O halde Nadav ile Aviu hakkındaki anlatımın evrensel anlamı nedir? Bahsedilen türdeki coşku hayati tehlike arz ettiğine göre, kuşkusuz bu herkesin erişebileceği bir düzey değildir. Dolayısıyla yukarıda öğrendiğimiz ders aslında çok sayılı kişiyi ilgilendiriyor görünmektedir. Peki ya diğer çoğunluk için ne söylenebilir?

Her Yahudi bazen, özellikle Şabat gününde, Bayramlarda ve en belirgin olarak da On Teşuva Günü ile onun doruk noktası olan Kipur gününde, yoğun bir ulvi deneyim yaşar. Bir süre için günlük rutininden, olağan endişelerinden uzaklaşır ve içsel olarak alışılagelmiş zihinsel sınırların ötesine yükselir.

İşte bu dönemlerde kişinin bu kutsal tecrübeyi hissettiği zaman yaşadığı şeyler, gündelik hayata geri döndüğü zaman bile onunla birlikte gelmelidir. Coşkuyu sırf coşku tecrübe etmek için değil, bu coşku dönemin sonrasındaki gündelik yaşamı için aramalıdır. Böylesi manevi bir deneyim belirli zamanlarla sınırlı birer anı olarak kalmamalıdır. Normal hayata geri dönüldüğünde de faal kalmalıdır. Rabi Akiva gibi, "selametle; barış içinde" girip çıkmalıdır. Diğer bir deyişle, Tanrı'yı ve dünyayı uyum içinde birbirine yaklaştırmayı hedeflemelidir.

Tanrı'nın Kutsaması

Bu nedenle Kipur Günü okuduğumuz peraşa, Koen Gadol'un bu kutsal günde gerçekleştirdiği özel ibadeti tanımlayarak devam eder. Koen Gadol'un, halkın dünyevi rızkı için dua etmek üzere manevi deneyimini kullanmaya yetkili olabilmesi, ancak Kodeş Akodaşim'e "barış" içinde girdiği takdirde mümkün olur.

O halde Yahudi'nin içinde yaşadığı genel dünya ile manevi deneyimini yaşadığı kişisel dünyası doğal olarak birbiriyle bağlantılıdır. Çünkü kişi eğer o manevi deneyimini dünyevi yaşantıya doğru çekerse, dünya hem insan tarafından kutsal hem de Tanrı tarafından mübarek kılınır.

YAHUDİ EVİNİN TEMELLERİ

[Rabi Nisim Behar / "El Gid Para El Pratikante"]

[Sefer Yalkut Yosef - Rabi Yitshak Yosef]

 

Yom Kipur

 

A. Erev Yom Kipur

 

1. Kipur'dan bir önceki gece sabaha karşı Selihot ve bitiminde Atarat Nedarim yapılır. Erev Yom Kipur'da Tahanunim (yakarma duaları) okunmaz.

2. Kapara yapma geleneği çok eskidir. Buna göre ailedeki her erkek için bir horoz ve her kadın için bir tavuk kesilir. Bunun için imkân yoksa her aile için bir horoz bir tavuk yeterlidir. Hamile kadınlar için bir horoz ve iki tavuk kesilir.

3. Kapara yapılırken, kişinin Teşuva yapmaya odaklanması gerekir. Kişi, tavuğun ya da horozun başına gelenleri aslında günahları sebebiyle kendisinin hak ettiğini düşünmelidir; zira bu, Teşuva'nın gerçekleşmesi yolunda bir araçtır. Kesilen hayvanın eti fakirlere ya da hayır kurumlarına bağışlanır. Ancak daha iyisi günah affı için kesilmiş bir hayvanı vererek ihtiyaç sahibi kişiyi utandırmak yerine, bunların parasını takdim etmektir. Böylece Tsedaka mitsvası da yerine getirilmiş olur. Günümüzde yaygın uygulamalardan biri, Kapara yapmak yerine "bu para benim kaparam [=günahlarımın onarımı] olsun" diyerek Tsedaka vermektir.

4. Kapara'nın, elbette, usta bir Şohet tarafından yapılması gerekir. Şohet'in, bıçağının keskinliğini sık sık kontrol etmesi, hayvanın Kaşer kesilmeme ihtimalini giderecektir. Kaşer kesim bu tip bir sebeple gerçekleşemezse tekrar Kapara yapılmalıdır. Kaparaların geciktirilmemesi, hatta daha önceden yapılması tercih edilmelidir. Ayrıca akan kanın toprakla örtülmesinin Tora'nın bir mitsvası olduğu unutulmamalıdır.

5. Kipur öncesinde, ölmüş yakınları mezarlarında ziyaret etmek gelenekselleşmiştir.

6. Erkeklerin Yom Kipur öncesinde Mikve'ye dalmaları (Tevila) güzel bir gelenektir. Bu Tevila için beraha söylenmez. Gidemeyen, üzerine 13 lt. su döktürerek bu geleneği yerine getirebilir. Bu duşta da yapılabilir.

7. Öğleden sonra, Seuda Mafseket'ten (Erev Yom Kipur'da yenen son yemek) önce sinagoga gidilir ve bugüne özel Minha okunur.

8. Seuda Mafseket'te çok ve çeşitli yiyecek yemek mitsvadır. Bunu yapan kişi iki kez oruç tutmuş gibidir. Bu gün içinde ne sebeple olursa olsun oruç tutmak yasaktır. Seuda Mafseket herkesin sorumlu olduğu bir kuraldır. Bu yemekte çok çeşit gerekli olmasına karşın, ağır, yağlı ve fazlaca baharatlı yemekler yememeye özen gösterilmelidir. Masa, tıpkı Şabat için olduğu gibi en güzel şekilde düzenlenir.

9. Kipur, Tanrı'ya yönelik günahlarımızı affettirme gücüne sahiptir. Ancak insanlar arası hatalar, sadece hatanın muhatabının affı ile bağışlanır. Bu sebeple, kişinin, başta ailesi olmak üzere herkesle barış içinde olmaya özen göstermesi, herhangi bir sorunun getirdiği tatsızlıkları Kipur'dan önce gidermesi gerekir. İnsanın hırsızlık yaptığını fark etmediği ya da hırsızlık olarak tanımlamadığı durumlar vardır. Bu durumlar bile düşünülmeli ve "ele hatayla yapışmış" paralar bile asıl sahibine geri verilmelidir.

10. İnsana söz ya da hareketle verilen zarar ya da üzüntü, parasını çalmaktan bile daha ağırdır. Bu sebeple kişi, elinden geleni yapıp kırgınlıkları gidermelidir. Bunun için yanında üç kişi ve gerekirse hediyelerle giderek diğer taraftan özür dilemelidir. Bir kerede olmazsa başka üç kişiyle gitmelidir. Ve bunu gerekirse üçüncü kez tekrarlamalıdır. Bundan sonra daha fazla gitmesi gerekli değildir. Ama zarar görmüş kişi bir Haham ise, gerekirse bin kez gitmelidir. Bu konuda elçi kullanılmamalı, özür şahsen dilenmelidir. Fakat elçi durumu yumuşatabilecek bir kişiyse önce elçiyi göndermeli, ardından kendisi gitmelidir.

11. Zarar görmüş kişi acımasız olmamalıdır. Zira gördüğü zararı hak etmemiş olsa, görmeyecektir. Ve eğer kendisi af etmeye gayret etmezse, Tanrı da onu affetme konusunda hızlı davranmayacaktır.

12. Yom Kipur öncesinde herkesin anne-babasından, eşlerin birbirinden özür dilemeleri kutsal bir yükümlülüktür. Bunu yapmayan kişi günahkâr sayılır. Yine de, özür dilenmemişse, karşı taraf kalbinde af etmelidir.

13. Kadınlar gün batmadan önce tıpkı Şabat'ta olduğu gibi mum yakarlar. Ardından "B. A. AD. E. M. A. A. K. B. V. Leadlik Ner Şel Yom Akipurim" berahasını söylerler. Bir erkek yalnızsa mumları kendisi yakar ve berahayı da söyler. Şeehayanu berahası söylenmez.

 

B. Yasaklar

 

14. Kipur'da, (i) Yemek/içmek, (ii) Yıkanmak, (iii) Ferahlatıcı bir şeyler sürmek, (iv) Deri ayakkabı ya da terlik giymek ve (v) Eşler arası yakınlık yasaktır. Kipur, sadece oruç tutmaktan ibaret değildir ve her kurala eşit olarak uyulmalıdır. Ayrıca "Şabatlar Şabatı" olarak anılan Kipur'da, Şabat günü yasak olan her iş yasaktır. Kipur gecesi ile gündüzü arasında kural açısından hiçbir fark yoktur.

15. Hata sonucu bir yemeğe beraha söylemiş, ancak yemeden hatırlamış bir kişi, "Baruh Şem Kevod Malhuto Leolam Vaed" der ve yemez.

16. Yıkanmak, gerek sıcak gerek soğuk suyla olsun yasaktır. Sabah kalkıldığında eller sadece parmakların başlangıç yerine kadar yıkanır ve Netilat Yadayim berahası söylenir. Gözler de elde kalan nemle silinir.

17. Vücutta kirlenmiş bir yer normal yıkanır. Koenler de, halka beraha vermek üzere "Nesiat Kapayim"e çıkmadan önce her zaman olduğu gibi bileklerine kadar ellerini yıkarlar.

18. Kipur günü, herhangi bir merhem ya da ferahlatıcı şey sürülmez. Sağlık açısından bir problem söz konusu olduğunda bir Haham'a danışmak gerekir.

19. Deri ayakkabı yasaktır. Ancak lastik ya da bez ayakkabı, ne kadar rahat ya da pahalı olursa olsun giyilebilir. Çünkü kural, rahatlık ya da zenginlikle ilgili değildir. Diğer yandan otuz gün içinde doğum yapmış kadınlar, ölüm tehlikesi olmasa bile hastalar ya da ayağında sorun olanlar, daha rahat hissedeceklerse deri ayakkabı giyebilirler.

20. Dokuz yaşından küçük çocuklara oruç tutturulmaz. Bunun üzerindeki çocuklara eğitim amacıyla birkaç saat oruç tutturulur. Gerekirse sabah yemek verilir. 11 yaşından büyük çocuğa, eğer sağlığı ve dayanıklılığı elverecekse tüm gün oruç tutturulur. 12 yaşını doldurmuş bir kız ve 13 yaşını doldurmuş bir erkek çocuk ise, büyüklerle aynı kategoridedir.

21. Hamile ya da süt veren kadınlar oruç tutarlar. Son üç gün içinde doğum yapmış bir kadın, kendisi uygun görse doktor da izin verse bile oruç tutmaz; tutma konusunda ısrar etmesi yasaktır. Yine de, yemeğini küçük lokmalar halinde yemelidir. Düşük yapmış bir kadın için de kural aynıdır. Hepsi, ölüm tehlikesi olan hasta sınıfındadır ve oruç tutmaları yasaktır. Doğumdan itibaren yedi gün geçtikten sonra ise, normal biri gibidir.

22. Doktorun oruç tutmayı yasakladığı bir kişi Kipur'da yemek yemelidir. Eğer hasta kendini iyi hissettiğini söylerse bile oruç tutmasına izin verilmez. Zira Tora mitsvalarla "yaşamamızı" emretmektedir; ölmemizi değil.

23. Doktor oruç tutmanın sorun olmadığını söylerse, ancak hasta aynı fikirde değilse, oruç tutmaz.

24. Sağlık sebebiyle Kipur günü yemek yemiş bir kişinin, ne bunun için Teşuva yapması, ne de başka bir zaman oruç tutması gereklidir. Ancak yediğinde on dakikada bir 27 gr.dan az parçalar halinde yemeye, beş dakikada bir 40 gr.dan az yudumlar halinde içmeye gayret etmelidir. Her biri için başta tek beraha yeterlidir. Elbette; sağlık koşulları bu aralık için bile uygun olmadığı takdirde normal yemek yenebilir.

 

C. Dualar

 

25. Kipur gecesi Arvit duasında erkekler Talit giyer. Giydiğinde henüz güneş batmamışsa, Talit berahasını söyler, batmışsa söylemez.

26. Kal Nidre Sefer-Tora'larını taşıma mitsvası çok değerlidir ve kişi bu mitsvayı yapabilmek için elinden geleni yapmalıdır.

27. Kipur günü dualarda pişmanlık hisleri ile ağlamaya gayret edilmelidir. Bu olmuyorsa, duayı ağlamaklı sesle yapmak bile işe yarar. Zira Teilim'de "Tanrı ağlama sesimi işitti" denmektedir. Tanrı'nın işittiği, pişmanlıktan kaynaklanan "ağlama" ise bu en iyisidir; ama sadece "ağlama sesi" bile yeterlidir.

28. Kipur günü boyunca, tüm yıl boyu yüksek sesle söylenmesi yasak olan "Baruh Şem Kevod Malhuto Leolam Vaed" cümlesi yüksek sesle okunur. Zira bu, meleklerin Tanrı'yı överken kullandıkları cümlelerden biridir ve Yahudiler, Kipur günü melek düzeyindedirler.

29. Kipur sabahı, Birhot Aşahar [Sabah Berahaları] içinde "Şeasa Li Kol Tsorki" berahası atlanmalıdır. Zira bu beraha [deri] ayakkabı içindir ve Kipur'da [bu tipte] ayakkabı giymek yasaktır.

30. Tıpkı Roş Aşana'da olduğu gibi, Kipur'da da Sefer-Tora'ya, gerekenden fazla kişi çağrılabilir; ancak gabaylar hem zaman hem de halkın konsantrasyon kaybını önlemek amacıyla bu konuda dikkatli olmalıdırlar.

31. Çıplak taş üzerinde eğilmek Tora'ya göre önemli bir yasaktır. Bu sebeple özellikle Musaf duasında, Koen Gadol'un Bet-Amikdaş'ta Kipur günü yaptıklarını anlatan bölüm okunurken yere kapananlar, doğrudan taşa eğilmemeye dikkat etmelidirler. Bunun için en azından uygun bir bez parçası ile taş örtülmelidir. Yoksa koltuğa doğru eğilmek tercih edilir.

 

D. Kipur Çıkışı

 

32. Şofar, yıldızlar çıktıktan sonra çalınır. Şofar çalınmasından sonra ayrıca Arvit duası etmek gerektiği unutulmamalıdır. Kişinin özellikle yoğun bir günün ardından "okuldan kaçmak isteyen bir çocuğa" benzememeye dikkat etmesi gerekir.

33. Kipur çıkışı Arvit Amidası'nda, Teşuva günleri boyunca yapılan eklemeler ve değişiklikler sona erer. Normal Amida okunur. Tek fark, Şabat ve bayram çıkışlarında okunan "Ata Honantanu" bölümüdür.

34. Arvit'ten sonra Avdala yapılır. Avdala'da kullanılacak ateşin, Kipur öncesinden yakılmış olması gerekir. Bu sebeple sinagogda, Erev Kipur'da yakılmış bir mum bulundurulmalı, Avdala ateşi bu mumdan alınmalıdır.

35. İstanbul geleneğine göre Arvit çıkışında "Birkat Alevana - Ay Duası" okunur.

36. Sağlıklı bir insan, gün batımından 72 dakika sonra yemek yemelidir. Arvit ve Birkat Alevana okuyup eve gidene kadar bu süre zaten geçer.

37. Kipur çıkışında hemen Suka yapımına başlanır. Bunun için minimum bir iş yeterlidir. Bu şekilde bir mitsvadan diğer mitsvaya ara vermeden geçilmiş olur.

 

Haftanın Sözü

[www.weeklydvar.com]

                                                                                                                       

"Günah işleyeyim, sonra teşuva yaparım; günah işleyeyim, sonra teşuva yaparım" diyen kişiye teşuva yapma fırsatı verilmez. "Günah işleyeyim ve Kipur günü kefaret sağlar" diyene Kipur günü kefaret sağlamaz. İnsanın Tanrı'ya yönelik kabahatleri için Kipur günü [eğer teşuva yapıldıysa] kefaret sağlar. İnsanın akranlarına yönelik kabahatleri için Kipur günü, kişi [kabahat işlediği] arkadaşını memnun etmediği sürece kefaret sağlamaz.

-- Mişna - Yoma 8:9

Haftanın Peraşası'nı, t e b e r r u d a b u l u n a r a k, ölmüşlerinin ruhuna veya hasta bir yakınının şifasına ithaf etmek isteyenlerin,

 ilgililer (050 - 38 41 30) ile temasa geçmeleri rica olunur.

Peraşa kağıtları Tora ile ilgili yazılar içerdiğinden çöpe atılmamalıdır.

Lütfen Geniza'ya getiriniz.